YENİ OSMANLI

MİLLETLER İNSANLARIN KALPLERİNDE NE KADAR YER BULURLARSA O KADAR YAŞARLAR

Eksen?

8/11/2009

Son günlerde dış basında peş peşe çıkan analizlerde "Türkiye Batı'dan Doğu'ya mı savruluyor?" sorgulaması yapılıyor…

Bu kapsamdaki değerlendirmeler, içeride de "Türkiye'nin ekseni değişiyor mu?" yollu tartışmaları beraberinde getirdi ya; doğrusu pek de keyifle izliyorum bu konudaki muhabbeti…

*

Türkiye'nin son dönemde bölgesel güç olması, kendi coğrafyası ile barışması, Ortadoğu'da inisiyatifi ele alan ülke konumuna yükselmesi ve İslam dünyasına öncülük etmesi…

Batı basınında tedirginlik meydana getiriyor…

Haliyle "içimizdeki iliştirilmişler" takımının durumu da içler acısı!

Ayrıca…

Altı yıl önce canla başla tezkerecilik yapan, savaş yanlısı çizgilerini Türkiye'nin yararına imiş gibi sunan sağlı-sollu birçok "eşik bekçisi"nin kulakları şu son günlerde özellikle çınlıyordur.

*

Türkiye'nin "Doğu" ile ilişkileri hiçbir dönemde olmadığı kadar iyi bir seviyeye yükseldi, daha da gelişecek…

Gayet tabii, bu durum "Batı" ile münasebetlerini bitireceği anlamına gelmiyor.

Yani?

İçeride yaşanan tarihi dönüşüme bağlı olarak dış politikası da normalleşiyor, Türkiye'nin…

Bakınız…

Buradaki püf noktası "bağımsız" bir kimliğe sahip olabilmekle alakalı…

Mesela…

Ankara'nın Tahran'la ilişkilerinin fevkalade iyileşmesinden ciddi rahatsızlık duyan Los Angeles Times gazetesinin başyazısında bile şu ifadelere yer veriliyor:

"-Ülkenin yeni kavuştuğu öz güven, ekonomik gücü ve jeopolitik önemi Türkiye'nin dünya diplomasisinde önemli bir oyuncu olma yönündeki arzusunu gerçekleşme noktasına getirdi…

Türkiye'nin İran'la flörtü de, küresel güçlerden bağımsızlığını açıklamanın bir yoludur…"

*

Diğer bir yandan da, Noam Chomsky çıkıyor ve Londra'daki "Doğu ve Afrika Çalışmaları" Okulu'nda verdiği bir derste şöyle diyor:

"-2003'te halkını dinleyip, ABD'nin Irak'ı işgaline katılmaması; Türkiye'yi bağımsız bir aktör olarak öne çıkarmıştır. Türkiye'nin Anadolu Kartalı tatbikatına İsrail'in katılmasını istememesi de bağımsız hareket edebilme yeteneğini göstermiştir."

*

Alıntıladığım bu analizler, Türkiye'nin yeni konumunu oluşturan temel faktörü saptamak babında isabet kaydediyor.

Peki, Türkiye, ne oldu da uzun yıllar sonra artık bağımsız hareket edebiliyor?

Nasıl oldu da, Türkiye özgüvenine kavuşabildi?

Bu soruların cevaplarını üç yılı aşkın bir süredir yazıyorum.

Türkiye'nin altmış iki yıl sonra ABD'nin yörüngesinden/ekseninden çıkarak "bağımsız stratejik kimliğini kazandığından" söz ediyorum.

Türkiye'yi son dönemde bölgesel güç olarak öne çıkaran "beklenmedik" ve "ön görülmemiş" onlarca tarihi sarsıcı gelişme, anlatmaya çalıştığım bu tarihi kırılmanın ürünüdür.

Peş peşe yaşadıklarımız, Ankara'nın ABD-İsrail hattından bağımsız hareket eder hale gelmesiyle birebir ilgili bir süreçtir.

"ABD'nin eliyle" değil…

Tersine, ABD'nin engellemelerine rağmen ulaşılan bir neticeden bahsediyoruz!

*

Uzun yıllar ABD ile "stratejik müttefik" oluşumuz "tam bağımlılık, derin bağlılık" anlamına geliyordu.

ABD, artık "stratejik ortağımız" değil…

"İsrail'le stratejik müttefikliğimiz devam ediyor" lakırdıları da hükümsüzdür, hikayeden ibarettir.

Örneğin…

'One Minute' olayının "tesadüfi, kazara" tekil bir hadiseden ibaret olmadığı, bir "süreç" olduğu; tatbikat hadisesinde Türkiye'nin İsrail'i dışarıda bırakmasıyla çok daha iyi anlaşıldı.

*

Kovboy filmlerindeki sadece görüntüden müteşekkil mekanlarla benzer işlev gören -politik- resmi açıklamalara kulak vermekte ısrar eden…

Buna mukabil, perde arkasında olup bitenlere kafa yormak istemeyenler için ise yapabileceğimiz bir şey yok.

Tamer Korkmaz
tkorkmaz@yenisafak.com.tr

06 Kasım 2009 Cuma

 


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır