ATATÜRK VE ENVER PAŞA

 

     Amacım Atatürk mü yoksa Enver paşamı büyüktü tartışması yaratmak değil Tarihin değişkenliğine ve vur deyince öldür anlayışımıza dikkat çekmek istiyorum
'
    Atatürk'ü Çanakkale'ye gönderen dedemdi' (Enver Paşanın Torunu)

    Tarihin değişkenliğini en iyi anlatacak örneklerden biri de Enver Paşa olsa gerek.


    Kurtlar Vadisi’nin mahkeme sahnesinde de Polat Alemdar tarihin kendilerini nasıl yargılayacağını anlatırken “1907’de eşkıya, 1908’de hürriyet kahramanı, 1915’te büyük devlet adamı ve 1923’te vatan haini olan Enver Paşa ile ilgili hangisi doğru?” diye sormuş ve “Tarihe nerden bakarsanız gerçek odur.” demişti.

    İkisi de 1881 yılında doğan Enver Paşa ile Atatürk’ün yürüdüğü yol, Birinci Dünya Savaşı sonuna kadar aynı çizgide devam etmişti. Asker ve devlet adamı olarak basamakları daha hızlı tırmanan Enver Paşa, Çanakkale Savaşı’nda ordu komutanlığı yaparken Atatürk Anafartalar Cephesi’ni savunmuştu. İkili, Meşrutiyet’in ilanında, Balkan Harbi’nde, Trablusgarp’ta birlikte savaşmıştı. Bunların çoğunda ise rütbe olarak üstün olan Enver Paşa idi.


    Tarih kitapları Enver Paşa için hayalperest, maceracı derken, Atatürk’ün gerçekçi ve akıllı olduğunu anlatır. Kaybedilen savaşlarda sorumluluk Enver Paşa’ya yıkılırken kazanılan mücadelelerde onun adı geçmez. Başta dedik ya tarihe nereden bakarsanız onu görürsünüz. Bugüne kadar hep Enver Paşa’ya 1923 gözüyle baktık. Yani hain olduğunu okuduk.


    Peki gerçekten öyle miydi? İdealleri uğruna 41 yaşında hayatını feda etmeyi göze alan Enver Paşa bir hain miydi; yoksa vatanperver mi? Özellikle son yıllarda tarihçiler arasında farklı görüşler ortaya çıkmaya başladı. Kimine göre o hâlâ hain, kimine göre ise kahraman.


    Okullarda dedesinin hain olduğunu okuyarak büyüyen torunu Arzu Enver Sadıkoğlu’yla Enver Paşa’yı konuştuk. Bugüne kadar “Konuşsam da kimse dinlemeyecek, anlamak istemeyecekti.” gerekçesiyle susan Arzu Sadıkoğlu, dedesiyle ilgili bildiklerini anlattı.


    Baştan belirtmekte fayda var. Arzu Sadıkoğlu, söylediklerinin bir kısmının duygusal olabileceğini kabul etse bile çoğunun belgesi olduğunu belirtiyor.

    Enver Paşa’nın oğlu tarafından tek torunu Arzu Enver Sadıkoğlu, dedesinin Kurtuluş Savaşı sırasında Atatürk’e defalarca “Gerekirse bir er olarak yardıma hazırım.” şeklinde mektup yazdığını söylüyor.


    Enver Paşa’nın yurtdışına kaçmak zorunda kaldığını hatırlatan Sadıkoğlu şöyle konuşuyor: “Önce Rusya’ya gitti, Bolşeviklerle pazarlık yaparak Anadolu hareketine silah desteği aradı. Kurtuluş Savaşı’nı yönetenlere mektup yazıp her türlü desteği vereceğini, asker gönderebileceğini, gerekirse er olarak cephede savaşabileceğini belirtti. Ama kimse onun mektuplarına cevap yazmadı. Bunlar dedemden kalan mektuplarda var ve hepsi yavaş yavaş açığa çıkacak.”



    Böyle yapılarak Enver Paşa’nın yok sayıldığını düşünen Arzu Enver’e göre Atatürk’ün etrafındaki bazı insanlar, ikisinin arasını bozmakla kalmadığı gibi dedesine de hain damgası vurmuşlardı.


    Atatürk ile Enver Paşa’nın uzun yıllar yol arkadaşlığı yaptığını, Trablusgarp’ta, Balkan Harbi’nde, Birinci Dünya Savaşı’nda, Çanakkale’de aynı safta yer aldıklarını söyleyen Arzu Sadıkoğlu, ikisinin rakip gösterilmesine anlam veremiyor: “Mustafa Kemal büyük bir kahraman; ama benim dedem de öyle. Birbirlerine çok benzedikleri için ister istemez rakip hale getirildiler.”


    Atatürk’ün kendisinin öyle düşünmese bile çevresinin Atatürk’ü kahramanlaştırmak için Enver Paşa’yı hain ilan ettiklerini ifade ediyor Arzu Sadıkoğlu. Mustafa Kemal’in anılarında Enver Paşa ile ilgili satırların yer almamasını ise, “Belki hatırlamak istemiyordur, belki de onunla yaşadığı dönemlerde hoşuna gitmeyen şeyler olmuştur. Ya da dedemin fazla sivrilmesinden rahatsızdır.” şeklinde yorumluyor.


    Balkan Harbi ve Birinci Dünya Savaşı gibi yenilgiyle sonuçlanan savaşlarda dedesinin rolünü anlatanların Trablusgarp ve Çanakkale’de onu yok saymalarına anlam veremeyen torun Sadıkoğlu; “Kazanılan savaşlarda dedemin ismini yazmıyorlar, çünkü oralarda kahramanlık destanı yazıldı.


    Çanakkale’de orduların komutanı Enver Paşa’dır. Atatürk’ü oraya gönderen dedemdir. Kurtuluş Savaşı’nı yapan askerlerin temeli İttihat Terakki’ye dayanır. Trablusgarp’ta beraberdiler, Libyalıların İtalyanlara karşı verdiği mücadelenin tohumlarını atmışlardı.” diyor.

 

 

ALINTI: Forum Vadisi, İnternet.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !